Varlık Barışı mı, "Nereden Bulursan Bul" Düzenlemesi mi? Türkiye'nin Vergi Politikası ve Gri Liste Tartışmaları

Türkiye'de son yıllarda ekonomik kaynak girişini hızlandırmak amacıyla birçok kez "varlık barışı" düzenlemeleri yapıldı. 2026 yılında kabul edilen yeni düzenleme ise kapsamı ve sağladığı koruma bakımından önceki uygulamalardan ayrılıyor.

İçindekiler

    Yeni kanuna göre;

    • Gerçek ve tüzel kişilerin yurt dışında bulunan para, döviz, altın, hisse senedi, tahvil ve diğer sermaye piyasası araçları,
    • 31 Temmuz 2027 tarihine kadar banka veya aracı kurumlara bildirilerek Türkiye'ye getirilebilecek,
    • Bildirilen bu varlıklar nedeniyle hiçbir şekilde vergi incelemesi veya vergi tarhiyatı yapılmayacak.

    Bunun yanında, Türkiye'de bulunan ancak resmi kayıtlarda yer almayan para, döviz, altın ve diğer sermaye piyasası araçlarının da aynı süre içinde bankalara yatırılarak sisteme dahil edilmesine imkan tanınıyor.

    Asıl Tartışma: Kaynağın Sorgulanmaması

    Düzenlemenin en dikkat çekici yönü, bildirilen varlıkların hangi ekonomik faaliyet sonucu elde edildiğinin araştırılmayacak olmasıdır.

    Türk vergi sisteminde uzun yıllardır kamuoyunda dile getirilen bir eleştiri vardır:

    "Türkiye'de tam anlamıyla bir 'nereden buldun' mekanizması bulunmuyor."

    Yeni düzenleme ile birlikte eleştirmenler, bu yaklaşımın daha da ileri taşındığını ve uygulamanın fiilen bir "nereden bulursan bul, yeter ki getir" politikasına dönüştüğünü savunuyor.

    Elbette burada suç gelirlerinin aklanmasının önlenmesine ilişkin diğer mevzuat hükümleri ve MASAK yükümlülükleri yürürlükte olmaya devam ediyor. Ancak vergi incelemesi açısından getirilen geniş koruma, kamuoyunda çeşitli tartışmaları beraberinde getiriyor.

    Yurt Dışından Gelen Kazançlara 20 Yıl Vergi Avantajı

    Kanundaki bir diğer dikkat çekici düzenleme ise Türkiye'ye yeni yerleşen gerçek kişiler için getirilen gelir vergisi istisnası.

    Buna göre;

    Türkiye'de yerleşmiş sayılmadan önceki son üç takvim yılında Türkiye'de ikametgahı ve vergi mükellefiyeti bulunmayan kişilerin yurt dışında elde ettikleri bazı kazançlar, belirli şartlarla 20 yıl boyunca gelir vergisine tabi olmayacak.

    Bu düzenlemenin özellikle yüksek gelir grubuna sahip yabancı yatırımcıları ve yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarını ülkeye çekmeyi hedeflediği değerlendiriliyor.

    Amaç: Sermaye Girişini Artırmak

    Ekonomik açıdan bakıldığında düzenlemenin temel amacı oldukça açık:

    • Döviz rezervlerini güçlendirmek,
    • Yurt dışında bulunan Türk sermayesini ülkeye çekmek,
    • Finansal piyasaların likiditesini artırmak,
    • İstanbul Finans Merkezi projesini desteklemek.

    Nitekim aynı kanunda İstanbul Finans Merkezi katılımcılarına sağlanan kurumlar vergisi avantajlarının 2047 yılına kadar uzatılması da bu stratejinin bir parçası olarak görülüyor.

    Peki FATF Gri Liste Tartışmaları Yeniden Başlar mı?

    Uluslararası Mali Eylem Görev Gücü (FATF), ülkelerin kara para aklama ve terörizmin finansmanı ile mücadele sistemlerini düzenli olarak değerlendiriyor.

    Türkiye 2021 yılında gri listeye alınmış, 2024 yılında ise çeşitli yapısal reformlar sonrasında bu listeden çıkarılmıştı.

    Yeni varlık barışı düzenlemesi sonrasında bazı ekonomi çevreleri ve hukukçular, kaynağına yönelik vergi incelemesi yapılmayan varlık girişlerinin uluslararası denetim mekanizmaları açısından yeniden tartışma yaratabileceğini ifade ediyor.

    Ancak burada önemli bir ayrım yapmak gerekiyor:

    Vergi incelemesi yapılmaması ile kara para aklama denetimlerinin tamamen ortadan kalkması aynı şey değildir. MASAK mevzuatı, banka yükümlülükleri ve uluslararası bilgi paylaşım sistemleri işlemeye devam etmektedir.

    Bununla birlikte, sık aralıklarla çıkarılan varlık barışı düzenlemelerinin uluslararası yatırımcı algısı üzerinde "kayıt dışı sermayeye tolerans" görüntüsü oluşturabileceği yönünde eleştiriler de bulunmaktadır.

    Sonuç

    Yeni varlık barışı düzenlemesi, kısa vadede Türkiye'ye döviz girişini artırabilecek önemli bir teşvik mekanizması olarak değerlendirilebilir.

    Ancak uzun vadede;

    • Vergi adaleti,
    • Kayıt dışılıkla mücadele,
    • Mali şeffaflık,
    • Uluslararası finansal itibara etkileri

    bakımından ciddi tartışmalar yaratması da kaçınılmaz görünüyor.

    Bugün sorulması gereken temel soru belki de şudur:

    Ekonomiye hızlı kaynak girişini sağlamak uğruna, mali sistemin şeffaflığı ve vergi adaleti ne ölçüde ikinci plana atılabilir?

    Bu sorunun cevabı, yalnızca vergi hukukunu değil, Türkiye'nin uluslararası finans sistemindeki konumunu da doğrudan etkileyecektir.

    Eser Sevinç

    Yeminli Mali Müşavir