İhracat ve diğer döviz kazandırıcı faaliyetlerden elde edilen yabancı para gelirlerinin Türk lirasına dönüşümünü teşvik etmek amacıyla uygulanan döviz dönüşüm desteğinde, 2026 yılının son çeyreği itibarıyla yeni bir uygulama dönemi başlamıştır. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) tarafından 1 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe konulan uygulama talimatı; destekten yararlanma koşullarını, şirketlerin satabileceği döviz tutarlarını, mali müşavirlerce hazırlanacak belgeleri ve usulsüz işlemlere uygulanacak yaptırımları ayrıntılı biçimde düzenlemektedir.
Yeni sistemde yalnızca yurt dışından döviz kazanılmış olması yeterli değildir. Şirketin döviz pozisyonu, faaliyet kârlılığı, işgücü maliyetleri ve belirlenen limitler de destekten yararlanılmasını etkileyebilmektedir. Bu nedenle işletmelerin döviz dönüşüm desteğini yalnızca bankacılık işlemi olarak değil, muhasebe kayıtları ve mali verilerle birlikte ele alınması gereken bir finansal süreç olarak değerlendirmeleri gerekir.
1. Döviz dönüşüm desteğinin kapsamı
Uygulama kapsamında değerlendirilebilecek dövizler temel olarak üç grupta toplanmaktadır:
-
İhracat faaliyetlerinden elde edilen döviz gelirleri,
-
Yurt dışında yerleşik kişilerden kazanılan ve Türkiye’ye getirilen döviz kazandırıcı hizmet gelirleri,
-
Serbest bölgelerde faaliyet gösteren firmaların yurt dışına gerçekleştirdikleri satışlardan doğan döviz gelirleri.
Buna karşılık, kıymetli maden ihracatından kaynaklanan dövizler destek kapsamının dışında tutulmuştur.
İşlemlerin TCMB’ye aktarılmasında ABD doları, Euro ve İngiliz sterlini esas alınmaktadır. Diğer döviz cinsleriyle gerçekleştirilen işlemlerde, ilgili tutarların bu para birimlerinden birine dönüştürülerek TCMB’ye satılması öngörülmektedir.
Döviz gelirinin destek kapsamında bulunup bulunmadığı belirlenirken yalnızca banka hesabına gelen tutara bakılmamalıdır. Gelirin kaynağı, ihracat veya hizmet işlemiyle bağlantısı ve ilgili belgelerle doğrulanabilir olması da önem taşır.
2. Destekten yararlanmanın temel koşulu: Döviz pozisyonu oranı
Yeni uygulamanın önemli değişikliklerinden biri, önceki sistemde yer alan döviz alımı yapmama taahhüdünün yerine döviz pozisyonu oranına dayalı bir koşul getirilmesidir.
Uygulama talimatına göre döviz pozisyonu oranı yüzde 10’u aşan firmalar destekten yararlanamayacaktır.
Oranın hesaplanmasında aşağıdaki yöntem kullanılmaktadır:
Döviz Pozisyonu Oranı = Hazır Döviz Varlıkları Toplamı / Maksimum (Net Satış Hasılatı, Aktif Toplamı)
Başka bir ifadeyle, hazır döviz varlıkları toplamı; net satış hasılatı ile aktif toplamından yüksek olan tutara bölünmektedir.
Hazır döviz varlıklarının hesabında talimatta belirtilen kalemler dikkate alınmaktadır. Bunlar; kasa, alınan çekler, bankalar, verilen çekler ve ödeme emirleri, diğer hazır değerler, menkul kıymetler ile ortaklardan, iştiraklerden ve bağlı ortaklıklardan alacaklardır. Verilen çekler ve ödeme emirleri hesaplamada indirim unsuru olarak ele alınmaktadır.
Örnek hesaplama
Bir şirketin aşağıdaki verilere sahip olduğunu varsayalım:
-
Hazır döviz varlıkları hesabına giren toplam tutar: 8 milyon TL
-
Net satış hasılatı: 60 milyon TL
-
Aktif toplamı: 80 milyon TL
Bu durumda payda olarak 80 milyon TL, yani iki büyüklükten yüksek olan aktif toplamı alınacaktır.
Döviz pozisyonu oranı:
8.000.000 / 80.000.000 = %10
Bu örnekte oran yüzde 10’dur ve yüzde 10’u aşmamaktadır. Dolayısıyla yalnızca bu koşul açısından şirketin destekten yararlanmasına engel bulunmamaktadır. Ancak diğer uygunluk şartlarının ve limitlerin de sağlanması gerekir.
Hesaplamada kullanılacak hazır döviz varlıklarının ve diğer mali verilerin doğru belirlenmesi, destek başvurusunun sonucu bakımından önemlidir.
3. Döviz Pozisyonu Bildirim Formu ve SMMM/YMM onayı
Döviz dönüşüm desteği sürecinde mali müşavirlerin rolü, döviz pozisyonu bildirim formunun hazırlanması ve onaylanması bakımından önem taşımaktadır.
Form, SMMM veya YMM tarafından hazırlanıp imzalanır. Ardından firma yetkilileri, formda yer alan bilgilerin doğruluğunu teyit ederek formu imzalar ve aracı bankaya sunar. Belgenin ıslak imzalı veya elektronik imzalı olarak ibraz edilmesi mümkündür.
Formu onaylayan meslek mensubunun bağlı bulunduğu meslek odasının çalışanlar listesine kayıtlı olduğunu gösteren faaliyet belgesi de ibraz edilmelidir. Faaliyet belgesinin aslının bankaya sunulmasından itibaren üç ay içinde, aynı meslek mensubu tarafından hazırlanıp onaylanan diğer formlar için bu belgenin yeniden sunulması yeterli değildir; ilk ibrazın ardından aynı faaliyet belgesinden yararlanılabilmesi öngörülmüştür.
Döviz Pozisyonu Bildirim Formu, düzenlendiği tarihten itibaren 15 gün geçerlidir. Bu süre içinde aynı form kapsamında birden fazla işlem yapılabilir.
Bu nedenle şirketlerin formu çok erken düzenletmesi, banka işlemlerini geciktirmesi veya mali verilerde değişiklik olmasına rağmen önceki bilgileri kullanması süreçte sorun yaratabilir.
Mali müşavirler açısından dikkat edilmesi gerekenler
Formun hazırlanmasında muhasebe kayıtları ile beyan edilen mali verilerin uyumu gözetilmelidir. Özellikle hazır değerler, menkul kıymetler, ilişkili taraflardan alacaklar, net satış hasılatı ve aktif toplamı gibi hesaplamayı doğrudan etkileyen kalemlerin dayanakları kontrol edilmelidir.
Bununla birlikte, formun imzalanması şirket yönetiminin bilgilerin doğruluğunu teyit etme yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Firma yetkililerinin de formdaki bilgileri inceleyerek onaylaması gerekir. Meslek mensubunun çalışması, kullanılan kayıt ve belgelerin güvenilirliği ile yapılan hesaplamaların doğruluğu esas alınarak yürütülmelidir.
4. Firma satış limiti nasıl belirleniyor?
Yeni uygulamada, şirketlerin destek kapsamında TCMB’ye satabilecekleri döviz miktarı sınırsız değildir. Firma satış limiti, şirketin kârlılığı ve işgücü maliyeti dikkate alınarak hesaplanmaktadır.
Firma satış limitinin belirlenmesinde iki temel veri kullanılmaktadır:
-
Gelir İdaresi Başkanlığına beyan edilen faaliyet kârı,
-
Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirilen ve sigorta primi hesaplamalarına esas olan maaş, ücret ve çalışanlar adına ödenen sosyal güvenlik primi toplamı.
Bu iki unsur, işletmenin ekonomik faaliyetleri sırasında oluşturduğu katma değerin belirlenmesinde dikkate alınmaktadır. İlgili dönemde şirketin zarar etmesi durumunda ise katma değer hesabında yalnızca işgücü maliyeti esas alınacaktır.
Firma satış limitinin TCMB tarafından yılda iki kez, esas olarak ocak ve temmuz aylarında güncellenmesi öngörülmüştür. Gerekli verilerin bu aylarda temin edilememesi durumunda güncelleme, verilerin elde edilmesini takiben yapılabilir.
Burada önemli nokta, şirketin yurt dışından elde ettiği dövizin tamamını otomatik olarak destek kapsamında satabileceği varsayımından kaçınmaktır. Destek başvurusu öncesinde güncel firma satış limitinin ve daha önce kullanılan limitin kontrol edilmesi gerekir.
5. Faaliyet kârı verisinin bulunmaması veya olağandışı olması
Bazı işletmelerde faaliyet kârına ilişkin veriler bulunmayabilir ya da mevcut veriler, firma satış limiti hesabında kullanılmasını engelleyecek olağandışı özellikler gösterebilir. Bu gibi durumlarda TCMB, firma satış limitini yalnızca işgücü maliyetini esas alarak hesaplayabilir.
Bununla birlikte, ilgili limit döneminde kullanılan yıla ait mali verileri içeren e-YMM tam tasdik raporuyla faaliyet kârının aracı bankaya tevsik edilmesi halinde, raporda tespit edilen faaliyet kârı tutarı TCMB tarafından limit hesabına dahil edilebilir.
Bu düzenleme, Tam Tasdik raporlarının yalnızca genel vergi uyumunun değerlendirilmesi bakımından değil, belirli koşullarda firma satış limitinin hesaplanmasında faaliyet kârının belgelendirilmesi açısından da önem taşıyabileceğini göstermektedir.
İşletmelerin bu imkândan yararlanabilmesi için raporun ilgili dönemi ve mali verileri kapsaması, faaliyet kârına ilişkin tespitin dayanaklarının açık olması ve raporun talimatta öngörülen koşullara uygun şekilde sunulması gerekir.
6. Destek tutarının üst sınırı ve 2026 yılına özgü uygulama
Bir firmanın bir takvim yılı içinde yararlanabileceği döviz dönüşüm desteğinin azami tutarı 100 milyon TL olarak belirlenmiştir. Bu sınır, firma satış limitiyle birlikte dikkate alınmalıdır.
1 Ekim–31 Aralık 2026 dönemi için özel bir geçiş hesabı uygulanmaktadır. Bu döneme ilişkin firma satış limiti ile azami destek tutarı, 0,25 katsayısı ile çarpılarak hesaplanacaktır.
Buna göre, yalnızca bu kıst dönem için geçerli olmak üzere 100 milyon TL’lik yıllık azami destek tutarının dörtte biri olan 25 milyon TL, söz konusu üst sınırın hesaplanmasında esas alınacaktır. Bununla birlikte, fiilen yararlanılabilecek destek tutarı firma satış limiti ve diğer koşullarla da sınırlıdır.
Ayrıca, 1 Ekim 2026 tarihinden önce satılmış dövizler ve bu tarihten önce alınmış destekler, belirtilen kıst döneme ilişkin limit hesabında dikkate alınmayacaktır.
Kullanılmayan firma satış limitinin sonraki takvim yılına aktarılmaması da bütçe ve nakit akışı planlamasında göz önünde bulundurulmalıdır. Döviz satışlarının zamanlaması, limitin etkin kullanımı bakımından önemlidir.
7. Döviz dönüşüm desteği oranı ve banka komisyonu
Geçici olarak yüzde 3 olarak uygulanan döviz dönüşüm desteği oranının 31 Ocak 2027 tarihine kadar geçerli olduğu belirtilmiştir.
Aracı bankaların firmalardan tahsil edebilecekleri komisyon ise firmaya ödenen döviz dönüşüm desteği tutarının en fazla yüzde 1’i ile sınırlandırılmıştır.
İşletmeler, döviz satışı sonucunda elde edecekleri desteği değerlendirirken yalnızca destek oranına odaklanmamalıdır. Firma satış limiti, yıllık azami destek tutarı, döviz pozisyonu koşulu ve banka komisyonu birlikte dikkate alınmalıdır.
Bu yaklaşım, destek tutarının doğru hesaplanmasına ve işlem öncesinde net ekonomik faydanın belirlenmesine yardımcı olur.
8. Peşin ihracat bedellerinde özel uygulama
Peşin ihracat bedeli olarak Türkiye’ye getirilen dövizlerde, gümrük beyannamesi bilgisi henüz bildirilmeden önce talep formuyla destek talebinde bulunulabilmektedir.
Ancak bu imkân, belge sunma yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz. Döviz satışını izleyen altı ay içinde, en az TCMB’ye satılan döviz tutarı kadar ve ödeme şekli “Peşin Ödeme” olarak belirtilmiş bir gümrük beyannamesinin bilgilerinin aracı bankaya iletilmesi gerekir. Döviz Pozisyonu Bildirim Formu da bankaya sunulmalıdır.
Destek ödemesi, gerekli belgelerin ibraz edilmesinden sonra yapılır.
Bu nedenle peşin ihracat bedellerinde döviz satışı ile gümrük beyannamesinin tamamlanması arasındaki sürecin izlenmesi gerekir. Altı aylık süre içinde gerekli belgelerin temin edilememesi, destek sürecini olumsuz etkileyebilir.
9. Aracılı ihracatta tedarikçi ve imalatçı firmalar
Yeni uygulama, aracılı ihracat kapsamında ürün tedarik eden veya imal eden firmaların da belirli koşullarla döviz dönüşüm desteğinden doğrudan yararlanabilmesine imkân tanımaktadır.
Bu süreçte aracı ihracatçı ile tedarikçi veya imalatçı firmanın ilgili beyannameyi bankaya sunması gerekir. Ayrıca aracılı ihracat sözleşmesi, tedarikçi ya da imalatçı firmanın unvanının yer aldığı gümrük beyannameleri ve bu beyannameler kapsamındaki ihraç kayıtlı mal faturaları ibraz edilmelidir.
Belgelerin uygun bulunması halinde döviz satışının tedarikçi veya imalatçı firma tarafından gerçekleştirildiği kabul edilir ve destek tutarı doğrudan bu firmanın hesabına aktarılır.
Bu uygulamada taraflar arasındaki sözleşme, fatura ve gümrük belgelerinin birbiriyle uyumlu olması önem taşır. Belge zincirindeki eksiklikler, destek talebinin değerlendirilmesini güçleştirebilir.
10. Döviz kazandırıcı hizmetler ve serbest bölge satışları
Döviz kazandırıcı hizmet gelirlerinde, ilgili dövizlerin kesin fatura tarihinden itibaren 180 gün içinde TCMB’ye satılması halinde destekten yararlanılabilir.
Serbest bölgelerde faaliyet gösteren firmalar bakımından ise yurt dışına yapılan satışlara ilişkin dövizlerin, ilgili Serbest Bölge İşlem Formu kapsamında malların yurt dışına gönderilmek üzere serbest bölgeden çıkışına ilişkin yetkili idare onay tarihinden itibaren 180 gün içinde TCMB’ye satılması gerekmektedir.
Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi (ETGB) üzerinden gerçekleştirilen işlemler de belirli koşullarla destek kapsamında değerlendirilebilir. Bu yöntemin kullanıldığı durumlarda, üç ay boyunca ETGB’li işlemlerin tek bir banka aracılığıyla yapılacağına ilişkin talimatta belirtilen beyanın sunulması gerekir.
Dahilde İşleme Rejimi kapsamında yapılan ihracatlarda ise destek hesabına esas döviz tutarı belirlenirken ihracat bedelinden bedelsiz ithalat tutarı düşülür. Bedelsiz ithalat tutarının ihracat bedeline eşit veya bundan fazla olması halinde destek ödenmez.
Ayrıca, talimatta belirtilen ihracat ve döviz kazandırıcı hizmetler Reeskont kredilerini kullanan firmalara kredi vadesi boyunca döviz dönüşüm desteği sağlanmayacaktır.
11. Gerçeğe aykırı beyan ve usulsüz kullanımın sonuçları
Destek başvurularında gerçeğe aykırı bilgi veya belge kullanılması, işlemin yalnızca reddedilmesine yol açabilecek bir eksiklik olarak görülmemelidir. Uygulama talimatı, usulsüz veya amacına aykırı kullanım tespit edildiğinde destek talepleri ile TCMB kaynaklı kredi başvurularına yönelik süreli kısıtlamalar öngörmektedir.
Bu kapsamda, ilgili tutarın firmaca aracı bankaya ödenmesinden itibaren ilk tespitte bir yıl, sonraki tespitlerde üç yıl boyunca döviz dönüşüm desteği talepleri ile TCMB kaynaklı kredi başvuruları ve kullanım talepleri kabul edilmeyecektir.
Bununla birlikte, usulsüzlük tespitleri kapsamında yararlanılan toplam destek tutarının 100.000 TL’yi aşmadığı durumlarda, talimatta belirtilen hesaplanan tutarın ödenmesi koşuluyla söz konusu süre kısıtlamalarının uygulanmaması öngörülmüştür.
Hesaplanan tutar ödenene kadar, ilgili şirketle belirli kontrol ilişkileri bulunan diğer şirketlerin destek ve TCMB kaynaklı kredi talepleri de kabul edilmeyebilir.
Bu hükümler, başvuru öncesinde belge ve kayıt kontrollerinin yapılmasının önemini artırmaktadır. Şirketlerin yalnızca destek alabilecekleri tutarı değil, yanlış veya eksik beyanın doğurabileceği mali ve finansal sonuçları da değerlendirmesi gerekir.
12. Uygulamada şirketler için kontrol listesi
Döviz dönüşüm desteğine başvurmadan önce aşağıdaki kontrollerin yapılması yararlı olacaktır:
-
Dövizin ihracat veya destek kapsamındaki döviz kazandırıcı faaliyetten kaynaklandığı belgelenmiş mi?
-
Döviz pozisyonu oranı doğru hesaplanmış ve yüzde 10 sınırını aşmadığı doğrulanmış mı?
-
Hazır döviz varlıkları hesabına giren kalemler talimattaki tanıma uygun belirlenmiş mi?
-
Net satış hasılatı ve aktif toplamı doğru mali veriler üzerinden karşılaştırılmış mı?
-
Döviz Pozisyonu Bildirim Formu SMMM/YMM tarafından hazırlanıp imzalanmış mı?
-
Meslek mensubunun faaliyet belgesi bankaya sunulmuş mu?
-
Formun 15 günlük geçerlilik süresi içinde işlem yapılabilecek mi?
-
Firmanın güncel satış limiti ve yıl içinde kullandığı limit kontrol edilmiş mi?
-
Yıllık azami destek tutarı ve 2026 son çeyreğine özgü 0,25 katsayısı dikkate alınmış mı?
-
İşlemin peşin ihracat, aracılı ihracat, hizmet geliri, ETGB veya serbest bölge satışına ilişkin özel belge ve süre koşulları incelenmiş mi?
-
Kullanılan Reeskont kredileri veya diğer finansman ilişkileri nedeniyle destek yasağı bulunup bulunmadığı kontrol edilmiş mi?
-
Bankaya sunulacak bilgi ve belgelerin muhasebe kayıtları ve ilgili dış ticaret belgeleriyle uyumu sağlanmış mı?
Bu kontrol listesi, destek başvurusunun hazırlık aşamasında şirket yönetimi, muhasebe birimi ve meslek mensubu arasındaki koordinasyonu güçlendirebilir.
Sonuç
1 Ekim 2026 tarihinde yürürlüğe giren uygulama talimatı, yurt dışı kaynaklı dövizlerin Türk lirasına dönüşüm desteğini döviz pozisyonu, firma satış limiti, faaliyet kârlılığı, işgücü maliyeti ve belge düzeni üzerinden daha ayrıntılı bir çerçeveye oturtmuştur.
Özellikle yüzde 10 döviz pozisyonu sınırı, 15 gün geçerli Döviz Pozisyonu Bildirim Formu, yıllık 100 milyon TL azami destek tutarı ve 2026 yılının son çeyreğine ilişkin kıst dönem uygulaması, başvuru öncesinde dikkatle değerlendirilmesi gereken başlıca konulardır.
Şirketlerin destekten etkin biçimde yararlanabilmesi için döviz gelirlerini ve bunlara ilişkin belgeleri düzenli takip etmesi, firma satış limitini kontrol etmesi ve mali verilerin doğruluğunu sağlaması gerekir. SMMM ve YMM’ler açısından ise formun dayanaklarının incelenmesi, hesaplamaların kontrolü ve belge bütünlüğünün gözetilmesi sürecin önemli parçalarıdır.
Döviz dönüşüm desteğinin doğru yönetilmesi, yalnızca destek tutarının elde edilmesi bakımından değil, işletmenin finansal planlaması ve mevzuata uyumunun korunması açısından da önem taşımaktadır.